Fıkıhta HEZL ne anlama gelir ?

Eren

New member
Fıkıhta HEZL Ne Anlama Gelir? Bir Şakanın Hukukî Sonuçları Olabilir mi?

Geçenlerde bir sohbet sırasında çok basit görünen ama üzerinde düşündükçe insanı epeyce şaşırtan bir mesele açıldı. Masada dört kişiydik. Konu önce günlük hayattaki şakalardan başladı, sonra bir anda fıkıh alanına kaydı.

“İnsan gerçekten şaka yaptığını söyleyerek söylediği sözün sonucundan kurtulabilir mi?” diye sordu arkadaşlardan biri.

Herkesin vereceği cevap aşağı yukarı belliydi: “Şaka şakadır.”

Ama fıkıhta mesele her zaman bu kadar kolay değil.

Özellikle nikâh, talâk, ric‘at gibi aile hukukunu doğrudan etkileyen konularda “Ben ciddi değildim” demenin hukukî sonuçları, klasik İslâm hukukçuları tarafından ciddi biçimde tartışılmış. İşte burada karşımıza hezl kavramı çıkıyor.

Kelimenin gündelik çağrışımı “şaka, eğlence, ciddiyetsizlik” olsa da fıkıhtaki anlamı bundan daha teknik. TDV İslâm Ansiklopedisi'nde hezl, kişinin sözün anlamını veya hukukî sonucunu kastetmemesi; başka bir ifadeyle iç iradesi ile dışa vurduğu beyan arasında bilinçli bir uyumsuzluk bulunması şeklinde açıklanıyor.

TDV İslâm Ansiklopedisi

Şimdi bunu kuru bir tanımla bırakmayalım. Çünkü hezli anlamanın en iyi yolu, sanırım insan ilişkilerinin içine girmesinden geçiyor.

Köy Meydanındaki Bir Cümleyle Başlayan Hikâye

Hikâyemizin kahramanı Yusuf olsun.

Yusuf, ailesinin işlettiği küçük dükkânda çalışan, hesabını kitabını iyi yapan, meseleleri mümkün olduğunca çözüme ulaştırmaya çalışan biriydi. Bir tartışma çıktığında önce “Bunu nasıl düzeltiriz?” diye düşünürdü.

Eşi Zeynep ise aynı olaylara biraz farklı açıdan bakardı. Onun için bir problemin çözümü kadar, o problemin insanlarda bıraktığı iz de önemliydi.

Bir akşam aile toplantısında herkes gülüp eğlenirken Yusuf, yakınlarından birinin evlilik meselesi üzerine şaka yaptı.

“Böyle devam ederseniz sizi yarın boşarım artık!” dedi.

Masada kısa bir sessizlik oldu.

Yusuf hemen güldü:

“Şaka yaptım yahu!”

Zeynep ise gülmedi.

“Şaka olduğunu biliyorum,” dedi. “Ama bazı sözler söylendiği anda sadece şaka olmaktan çıkabiliyor.”

Yusuf şaşırdı.

“Nasıl yani?”

Zeynep cevap vermeden önce biraz düşündü.

“Bir sözün anlamı ile o sözün sonucu aynı şey değil. Bazen insan bir şeyi kastetmez ama söylediği şeyin hukukî anlamı vardır.”

İşte o akşam mesele buradan başladı.

Yusuf ertesi gün eski bir fıkıh kitabını açtı. Zeynep ise önce aile büyüklerinden duyduğu bilgileri hatırlamaya çalıştı. Sonra ikisi birlikte güvenilir kaynaklara baktılar.

Karşılarına çıkan kavram hezl oldu.

Hezl: “Şaka Yapıyorum” Demekten Daha Fazlası

Fıkıhta hezl, en basit ifadeyle, bir sözün veya hukukî işlemin gerektirdiği sonucu ciddi biçimde istemeden, sırf oyun, eğlence veya şaka amacıyla o sözün söylenmesi durumudur.

Burada önemli bir ayrıntı var.

Hezl yapan kişi genellikle söylediği sözün ne anlama geldiğini bilir. Yani tamamen ne söylediğinin farkında olmayan biri değildir.

Asıl problem şudur:

“Bu sözün hukukî sonucunu istemiyorum ama bu sözü yine de söylüyorum.”

TDV İslâm Ansiklopedisi'ndeki açıklamaya göre hezlde kişi, beyan fiilini bilerek ve isteyerek gerçekleştirir; fakat o beyanın hukukî sonucunu istemez. Bu sebeple hezl, uyuyan, aklını kaybetmiş veya söylediğinin farkında olmayan bir kişinin durumuyla aynı değildir.

TDV İslâm Ansiklopedisi

Yusuf bunu okuyunca bir süre sustu.

“Demek mesele sadece niyet değil,” dedi.

Zeynep başını salladı.

“Evet. Bir de söylediğin sözün hukukî dünyada nasıl değerlendirildiği var.”

İşte burada fıkhın çok önemli bir özelliği ortaya çıkıyordu:

İnsanların niyetleri önemlidir; fakat hukuk düzeninin istikrarı için dışa vurulan beyanların da dikkate alınması gerekir.

Bu ikisini aynı anda değerlendirmek kolay değildir.

Bir Cümle, Bir Nikâh ve Eski Bir Hukuk Problemi

Hikâyemizi biraz geçmişe götürelim.

İslâm hukukunun klasik döneminde sözlü beyanlar, özellikle hukukî işlemlerde büyük önem taşıyordu. Günümüzde olduğu gibi her işlem için elektronik kayıt, kamera, dijital imza veya resmî belge bulunmuyordu.

Bir alışverişte tarafların sözü önemliydi.

Bir nikâhta kullanılan ifadeler önemliydi.

Bir boşama beyanı önemliydi.

Dolayısıyla “Ben aslında öyle demek istemedim” şeklindeki iddialar hukukî düzen açısından ciddi bir problem oluşturabilirdi.

Çünkü herkes söylediği sözden sonradan istediği gibi vazgeçebilseydi, hukukî güven büyük ölçüde zedelenebilirdi.

Yusuf bunu hemen pratik bir problem üzerinden düşündü:

“Bir adam arkadaşlarının yanında şaka olsun diye ‘Karımı boşadım’ dese ve ertesi gün ‘Ama ciddi değildim’ dese ne olacak?”

Bu sorunun tek bir mezhep görüşüyle geçiştirilemeyecek kadar önemli olduğunu gördü.

Çünkü klasik fıkıhta mezhepler arasında farklı değerlendirmeler bulunmaktadır.

Diyanet'in aile hukuku üzerine yayımladığı çalışmada aktarıldığı üzere, Hanefî ve Şâfiî hukukçular, belirli şartlar çerçevesinde hâzilin, yani şaka amacıyla boşama beyanında bulunan kişinin talâkını geçerli kabul ederken; Mâlikî ve Hanbelî hukukçular, boşamanın geçerli olması bakımından kastı daha belirleyici görerek bu tür boşamayı geçerli kabul etmezler.

Diyanet Dijital

Bu farklılık bize önemli bir şey söylüyor:

“İslâm hukukunda hezl kesinlikle her durumda şunu ifade eder” demek doğru değildir.

Konunun hangi hukukî işlemle ilgili olduğu, hangi mezhebin esas alındığı, kullanılan lafzın niteliği ve olayın şartları önemlidir.

“Şakası da Ciddi” Hadisi Neden Bu Kadar Önemli?

Yusuf araştırmasını sürdürürken meşhur bir hadisle karşılaştı.

Hz. Peygamber'e nispet edilen ve Ebû Dâvûd, Tirmizî ve İbn Mâce gibi hadis kaynaklarında yer alan rivayette, nikâh, talâk ve ric‘atın ciddisinin de şakasının da ciddi olduğu ifade edilir.

Diyanet Dijital

Bu rivayet, hezl tartışmalarının merkezinde yer alan delillerden biridir.

Peki neden?

Çünkü nikâh ve boşanma gibi işlemler, sıradan günlük konuşmalar değildir.

“Bugün seni kahveye davet ediyorum.”

“Şaka yaptım.”

Bunlar başka şeylerdir.

Ama “Seninle evleniyorum” veya “Seni boşadım” gibi hukukî sonuç doğurabilecek ifadeler bambaşka bir ağırlık taşır.

Burada İslâm hukukunun toplumsal düzen açısından dikkat çektiği nokta ortaya çıkar:

Bazı sözler, ağızdan çıktıktan sonra yalnızca söyleyen kişiyi değil, başka insanların hukukunu da etkiler.

Nikâh iki insanı ilgilendirir.

Boşama iki insanın yanında çocukları, aileleri ve ekonomik ilişkileri de etkileyebilir.

Dolayısıyla “Ben sadece eğleniyordum” demek, her hukuk sisteminde otomatik olarak sonucu ortadan kaldıran bir anahtar değildir.

Yusuf'un Stratejisi, Zeynep'in Sorusu

Yusuf konuyu öğrenince hemen pratik bir sonuç çıkarmak istedi.

“Demek ki böyle sözleri hiç söylemeyeceğiz.”

Zeynep gülümsedi.

“Bu iyi bir başlangıç. Ama mesele bundan daha geniş.”
 
Üst