Faraş hangi dilde ?

Eren

New member
Faraş Hangi Dilde? Kelimenin Kökeni ve Türkçedeki Yolculuğu

Faraş Hangi Dilde? İlk Bakışta Basit, Kökenine İnince İlginç Bir Kelime

Günlük hayatta “faraş” kelimesini o kadar doğal kullanıyoruz ki açıkçası çoğumuz bunun Türkçe bir kelime olup olmadığını düşünmüyoruz. Evde temizlik yaparken “faraşı getirir misin?” demek son derece sıradan. Ben de uzun süre kelimenin Türkçeye ait olduğunu varsayanlardandım. Fakat kelimelerin kökenine biraz yakından bakınca, özellikle gündelik eşyaların adlarının bile farklı diller arasında nasıl dolaştığını görmek oldukça ilginç.

“Faraş hangi dilde?” sorusunun kısa cevabı ise şu: Faraş Türkçe kökenli değildir; Türkçeye Arapçadan, Osmanlı Türkçesi üzerinden geçmiş bir kelimedir. Türk Dil Kurumunun Güncel Türkçe Sözlük kaydında da “faraş” için köken açıkça “Arapça ferrāş” olarak gösteriliyor. TDK, kelimeyi süprüntüleri toplamak için kullanılan teneke veya plastikten yapılmış bir tür kürek olarak tanımlıyor.

Burada bence asıl ilginç nokta, “Arapça” deyip geçmenin kelimenin tarihini biraz fazla basitleştirmesi. Çünkü bugünkü Türkçedeki “faraş” ile Arapçadaki farrāš/ferrâş arasında hem ses hem anlam bakımından tarihsel bir bağlantı var.

Faraşın Asıl Kökeni Arapça: Peki “Ferrâş” Ne Demek?

TDK'nin verdiği bilgi önemli bir başlangıç noktası: Türkçedeki “faraş”, Arapça ferrāş kelimesinden geliyor. Ancak kelimenin eski kullanımına baktığımızda anlamın bugün bildiğimiz temizlik aracından daha geniş olduğunu görüyoruz.

TDV İslâm Ansiklopedisi'ndeki “Ferrâş” maddesi, kelimenin Arapça ferş (firâş) kökünden türediğini ve temel anlam alanının “bir şeyi yaymak, döşemek” olduğunu belirtiyor. Tarih boyunca ferrâş; yatak, halı ve yaygıları seren, çadır kuran veya bazı kurumlarda temizlik işleriyle ilgilenen görevliyi ifade edebiliyordu.

Burada dikkat edilmesi gereken önemli bir ayrım var: “faraş” ile “ferrâş” tarihsel açıdan bağlantılı olsa da bugün Türkçede aynı kelimeyi aynı anlamda kullanmıyoruz.

Osmanlı döneminde “ferrâş” daha çok bir meslek veya görevli adı olarak karşımıza çıkarken, modern Türkçede “faraş” anlam daralması geçirerek doğrudan temizlikte kullanılan küreğin adı haline gelmiş durumda.

Bu, dillerin nasıl değiştiğini gösteren güzel bir örnek. Bir kelime başka bir dilden alınırken yalnızca ses yapısı değil, anlamı da değişebiliyor.

Osmanlı Türkçesi Bu Kelimenin Türkçeye Geçişinde Neden Önemli?

“Faraş Arapça mı, Türkçe mi?” tartışmalarında sık yapılan hata, kelimenin Arapça kökenli olmasını Türkçedeki kullanımını küçümsemekle karıştırmak.

Bir kelimenin kökeninin Arapça olması, onun Türkçede yabancı ve “Türkçeden sayılmayan” bir kelime olduğu anlamına gelmez. Türkçe yüzyıllar boyunca Arapça, Farsça, Yunanca, Fransızca, İtalyanca ve başka dillerden çok sayıda kelime almıştır. Bu kelimelerin önemli bir bölümü Türkçenin kendi ses ve anlam sistemine uyum sağlamıştır.

“Faraş” da bunun tipik örneklerinden biri.

TDV'nin ferrâş maddesi, kelimenin İslâm dünyasında Abbâsîlerden Selçuklulara ve Memlüklere kadar çeşitli devletlerde kullanıldığını; Osmanlılarda ise saray ve vakıf kurumları bağlamında görev adı olarak kullanıldığını aktarıyor.

Dolayısıyla kelimenin Türkçeye doğrudan modern Arapçadan geçtiğini düşünmek yanıltıcı olabilir. Daha doğru ifade, Arapça kökenli bir kelimenin Osmanlı Türkçesi aracılığıyla Türkçede yerleştiği şeklindedir.

Bu ayrım sizce de önemli değil mi? Bir kelime yüzyıllarca Türkçe konuşan insanların günlük hayatında kullanılmışsa, artık onu yalnızca “yabancı kelime” diye değerlendirmek ne kadar açıklayıcı olur?

Kelimenin Anlamı Nasıl “Görevli”den “Temizlik Küreği”ne Dönüştü?

Bence konunun en merak uyandırıcı tarafı burası.

Etimoloji kaynaklarında “faraş”ın eski kayıtlarda bugünkü anlamından farklı kullanımları bulunduğu görülüyor. Etimoloji Türkçe, kelimenin tarihî kaynaklarda 1680'lerde “gece kelebeği, pervane” anlamıyla kaydedildiğini; 1900 tarihli Kâmûs-ı Türkî'de ise “süpürüntüleri toplamaya yarayan kürek” anlamının görüldüğünü aktarıyor.

Bu durum ilk bakışta kafa karıştırıcı.

Bir kelime nasıl oluyor da hem kelebek veya pervane ile hem de temizlik küreğiyle bağlantılı hale geliyor?

Burada Arapçadaki f-r-ş (ف ر ش) kökü önem kazanıyor. Arapçada faraşa “yaymak, açmak, sermek” anlamlarıyla ilişkilidir. Aynı kökten farklı kelimeler türemiştir. Arapça farāš “kelebekler, güveler” anlamında kullanılırken, başka türevler yayma, serme ve döşeme anlam alanıyla bağlantılıdır.

Dolayısıyla kelimenin tarihsel serüvenini tek bir düz çizgi olarak düşünmemek gerekiyor. Farklı dönemlerde benzer biçimli ve aynı kökle ilişkili sözcüklerin farklı anlamları bulunabiliyor.

Bu noktada internette karşılaşılan “faraş kelimesi kesin olarak şu kelimeden gelmiştir ve anlamı da kesinlikle budur” tarzındaki iddialara biraz mesafeli yaklaşmak gerekiyor. Etimoloji, sözlükte iki satırlık bir eşleştirmeden ibaret değil; tarihî kayıtların, ses değişimlerinin ve anlam değişmelerinin birlikte değerlendirilmesini gerektiriyor.

“Faraş” Türkçe Bir Kelime Sayılır mı?

Burada bence iki farklı soruyu birbirinden ayırmak gerekiyor.

Köken bakımından: Hayır. TDK açıkça Arapça “ferrāş” kökenini veriyor.

Türkçedeki kullanım bakımından: Evet, bugün Türkçenin söz varlığının yerleşik bir parçasıdır.

Bu iki ifade birbirine zıt değil.

Örneğin “kitap” kelimesinin Arapça kökenli olması, Türkçede “kitap” kelimesinin bulunmadığı anlamına gelmez. Aynı şekilde “faraş” da köken bakımından Arapça, kullanım bakımından ise modern Türkçenin yerleşmiş söz varlığı içinde yer alan bir kelimedir.

Dil konusunda bazen “öz Türkçe” ile “Türkçede kullanılan kelime” kavramlarını birbirine karıştırıyoruz. Oysa bunlar aynı şey değil.

Bir kelimenin Türkçede yüzyıllardır kullanılması, onun tarihsel kökenini değiştirmez. Fakat aynı şekilde kökeninin Arapça olması da kelimenin Türkçedeki gerçek kullanımını ortadan kaldırmaz.

“Faraş” ile “Ferrâş” Aynı Şey mi?

Burada yazım farklılığı özellikle önemli.

Ferrâş, tarihsel bağlamda yaygıları seren, temizlik işleriyle ilgilenen veya benzeri hizmetleri yapan kişiyi ifade eden bir görev adıydı. TDV İslâm Ansiklopedisi, Osmanlı kurumlarında ferrâşların çeşitli vakıf eserlerin temizlik işleriyle ilgilendiğini belirtiyor.
 
Üst